İnce İnsan
0 | | | 20-12-2019

Yüksel Haşlak

                                                                          İNCE İNSAN


“Bu devir sıradan insanın en parlak zamanı… Duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyenlerin devri…”( Tolstoy)


Modern çağ ve akabinde postmodernizm binlerce yıllık toplum algılarımızı farklı bir tanımlama iklimine sürükledi. Klasik zamanlarda olağan rotasında seyreden insan ve toplum algısı bilinenin çok tersi bir tanımlamaya taşındı. Klasik toplumsal örgütlenmede ancak emek veren birey için yol ve kapılar açılabiliyordu. Bir şöhreti elde etmenin bedeli ağırdı ve bu bedeli ödeyecek ruh süreç içerisinde iyelene iyelene geldiği için hak ettiği itibarın ağırlığını kaldıracak güce ulaşabiliyordu.  Toplumda ancak istidadı olan ve bu istidadı çalışkanlığı ile parlatabilen birey için bir yol olabiliyordu. Bu durumda ilmin, siyasetin veya sanatın üst basamaklarına çıkabilenler herhangi bir elemeye tabi olmaksızın kıymetli bireyler olarak yetişmiş oluyordu. Tüm yollar işin hakkını verecek “çile yolculuğu” ile yürünebilir durumdaydı. Yanlışlığa, şansa imkân tanımıyordu. 


Tolstoy’un bu tanımlamasını çok ağır bulabiliriz. Böylesi bir genelleme elbette herkesi kapsayıcı manasıyla ağır bir tanımlama olur. Modern toplumsal örgütlenmede de işin gerekliliğini ve hakkını vererek basamakları yürümüş olanlar elbette çoktur. Bunun yanında hızlıca yükselen emek ve gayret vermeden en tepeye kolayca ulaşanlar da az değildir. Toplumun önüne bilim insanı olarak sunulan isminin önüne bir sürü titre sayılanlardan, sağdan soldan çalmadan ortaya özgün bir eser koyanlarının sayısı kaçtır? Azdır.  Sanatçı titresi ile hatta star, megastar abartılarıyla toplumun önüne sunulan isimlerden kaç tanesi birkaç yıl sonra hatırlanacak eser icra edebilmiş veya bir Dede Efendi kıymetinde sanat meşk edebilmiştir? Bugün dünyanın en genç başbakanı diye topluma lanse edilen Finlandiya Başbakanı Sanna MARİN -ki 34 yaşındadır – 25 yaşında 15 milyon kilometre kare Osmanlı mülkünün sadrazamı olmuş Fazıl Ahmet Paşa ile kıyaslandığında yolculuğun hakkını Fazıl Ahmet Paşa gibi verip vermediğini bilemiyoruz. Hâsılı şudur ki bugün bir takım mertebelere ulaşmak kolaydır. Birtakım büyük namlar elde etmek meşakkatli bir yolculuğun neticesi değildir. Bu durum toplumu oluşturan bireylerde çalışma azmini kırmaktadır. Problemlerimizin temel kaynağı burasıdır. İşin hakkını verebilmiş bir avuç insan bir hiç hükmünde iken hiçbir somut ürün ortaya koymayan insanların şatafatlı lanse edilen yaşamları çocuklarımızın kolay yoldan şana ve paraya ulaşma fikrini keskinleştirmektedir. Bu bilinçsizlik hali yüzyıllarca tesiri olacak büyük kametlerin yetişmesine manidir. Toplumun yeniden Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Şeyh Galip, Mustafa Itri, Kâtip Çelebi çıkarmasının önündeki en büyük barikattır. Herkes büyük bir şöhrete ve gösterişli bir yaşama talip ama kimse çalışmaya, üretmeye talip olmuyor. Duygunun, bilginin, emeğin ve çabanın baş tacı edildiği toplumlar baş tacı olurlar. Vasatın yüceltildiği bir toplum için ise artık makara geriye sarıyor demektir. Çocuklarımız için çok şey arzu ediyoruz fakat bırakmıyoruz ki bunun ıstırabını yaşasınlar. Bir tek test çözdürüyoruz onu da yine kolay bir yaşam elde etsinler diye. Kolay elde edilen her şey kolay feda edilir. Bir insan, ilmek ilmek işlediyse onur kanaviçesini onu hiçbir şeye değişmez. Fakat kolay yoldan bulduysa kolay yoldan da kaybedecektir. Değil mi ki en kolay vazgeçtiğimiz atalarımızdan miras edindiklerimizdir.


Ve hazıra kondukları için her şeyi rahat gözden çıkaranların devri.

 

YÜKSEL HAŞLAK

EĞİTİM-BİR-SEN

ANKARA 1 NO.LU ŞUBE BAŞKANI

 

Top