LİYAKATSİZLİĞİN BEDELİ
0 | | | 07-10-2019

Yaşar ŞAHİN

 

LİYAKATSİZLİĞİN BEDELİ

 

“Eğitim meselesi Türkiye’nin bir numaralı meselesidir. Bunu çözemezsek ülkemizin, devletimizin, milletimizin geleceği tehlikededir” demişti, hayattayken hakkını hakkıyla teslim edemediğimiz merhum Mehmed Şevket Eygi.

 

Peki, şuan söz konusu tehlikenin neresindeyiz?

 

Eğitimin çıktılarına baktığımızda güvenli bir lokasyonda bulunmadığımız muhakkak.

Diplomalı ve diplomasız insan arasında fark anlaşılamıyor genellikle, özellikle davranışlar açısından.

Hatta “Günümüz okulları çocukların ahlâkını bozmaktadır” diyen akademisyenler dahi mevcut.

Neden acaba?

Öyle ya;

Çoğu ihtiyaçlardan feragat ederek, eğitime en yüksek bütçeyi aktaracağız,

Yeni yeni okullar, derslikler inşa edeceğiz,

Öğrencilere bedava kitap dağıtacağız,

Sınıflara akıllı tahta, öğrencilere bedava tablet sunacağız,

Yüzbinlerce genç öğretmen atayacağız,

Akabinde de her akşam TV’lerde ucu eğitime uzanan abuk sabuk haberler göreceğiz.

Oldukça garip değil mi?

Öyleyse, bir sebebi olmalı.

Yoksa sorumlular; veliler, öğrenciler veya lambası bozuk tepegöz mü?

Ya da Fulbright Sözleşmesi mi? (Bunun sırası değil, hem USA’ya karşı da ayıp etmeyelim)

Hadi uzaklardan ilişkilendirelim, öylesine.

Trafik kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada 3. sıradayız ya…

Ve trafik kazalarının sebeplerinden, insan faktörü ilk sırada ya…

Sakın eğitimdeki başarısızlığın sebebi de insan faktörü olmasın?

Ya da, yanlış insan, yanlış yönetici durumları mesela, ne bileyim?

Olağan yöneticilerden, olağanüstü başarı beklemeler, felan…

Eğer mesele bunun gibi hem küçük, hem de tehlikeli şeyler ise düşündürücü.

Zaten büyük kazalar da, küçük hatalardan kaynaklanmıyor mu?

Mesela, denize indirildiğinde -haşa- “Tanrı bile batıramaz” denilen kibir abidesi Titanik’in imal edildiği çelik içindeki fosfor ve kükürt oranının % 0,1’den daha küçük fazlalığın, buzdağıyla çarpıştığında gövdesinin boydan boya cam gibi çizilip, okyanusun dibini boylaması gibi.

Veya 1986 yılında uzaya fırlatma esnasında infilak eden Challenger Uzay Mekiği faciasının, yakıt deposundaki ufak bir contasının sızıntı yapması sonucu düşmesi gibi küçük şeyler !...

Küçük bir senaryo;

Diyelim ki bir üst yönetici, "İş, ehil olmayana verildi mi kıyameti bekle” Hadisine muhalefet edercesine yöneticiliğe liyakatsiz birini düşündü.

Söz konusu görev için düşünülen liyakatsiz şahsiyet “Hayır, bu makama ben değil, benden daha liyakatli falanca layık” demedi ve koltuğa oturdu.

Sonra da, kendisine sunulan devlet imkânlarını hakkıyla değerlendiremeyip kurumu, ülkesi ve milleti için ufak tefek yanlış kararlar verdi.

Peki, bu durumda liyakatsizliğin bedeli ne ola ki?

Ne olmaya ki?

Mesela; ufaktan israf artar, çalışanların birazcık motivasyonu azalır, azıcık iş verimi düşer, insanlar arasında ufaktan dedi kodu başlar, az biraz adaletsizlik yaygınlaşır, yetimlerden habersizce yok denecek kadar az hakları yenir, liyakatsizliğin olumsuz örnekleriyle karşılaşan kişilerde yönetime karşı hafif bir sarsıntı olabilir.

Bu durumda, küçük şeyleri büyüterek, ortalığı bulandırmanın ne gereği var? denilecek olursa da;

“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.”

Şeklindeki ilahi uyarı (Nisa/58) karar alma makamında bulunan yöneticilere yeter de artar bile.

Unutmayalım, yaptıklarımızın yanı sıra, yazabilecekken yazmadıklarımızdan da hesaba çekileceğiz.

İşleriniz rast ve adaletli gitsin.

YAŞAR ŞAHİN

 

Top